Plot ve Sinopsis
Plot Özeti
Yıl 2025. Hidrojen çağının şafağı. Türkiye Atom Enerjisi Kurumuna bağlı bir nükleer araştırma merkezi, dünyanın ilk anötronik füzyon reaktörü AFR-1′ de elektriksel güç üretmek üzeredir.
Bor-hidrojen tepkimesine dayanan bu teknoloji fosil yakıtları tarihe gömecek, mevcut tüm enerji kaynaklarını saf dışı bırakacak ve küresel enerji devrimine temel olacaktır. Ancak mevcut düzenin çarklarını kırıp yeni dünyayı kurmak hiç de kolay değildir.
Dünya çapında enerji yatırımları durma noktasına gelmiş, enerji hisselerindeki düşüş tüm zamanların en derin ekonomik buhranını tetiklemiştir. Domino etkisiyle mevcut ekonomik sistem ve politik doktrinler geri dönülemez şekilde çökerken, kutuplaşan yeni dünya en kötü olasılığa, 3. Dünya Savaşı’na hazırlanmaktadır.
İnsanlık hidrojen çağının şafağında medeniyet tarihinin en büyük sınavından geçmektedir. Pandora’ nın kutusu açılmıştır artık…
Sinopsis (kısmi)
PROLOG
Küresel ekonomideki kriz ağır ağır tırmanırken, endüstriyel üretimde yaşanan küçülme teknoloji yatırımları için uygun bir zemin hazırlamıştır. Türkiye’ de 2015 genel seçimleriyle tek başına iktidar olan parti Türk siyaset tarihinde görülmemiş, devrim niteliğinde bir ilke imza atar.
Tüm eleştiri ve saldırı oklarına rağmen, 12 milyar USD lik bir bütçe ile ‘Bilim ve Teknoloji’ bakanlığı kurulur. İlk hedef yenilikçi teknolojiler üretebilecek nitelikte bir kadro ve altyapı tesis etmektir. Böylece Türkiye ilk kez kalkınma stratejisini sanayileşmeden araştırma geliştirmeye kaydırır.
Akabinde büyük ölçekli bir dizi Ar-Ge projesi başlatılır. Başlangıç olarak genetik mühendisliği, nano teknoloji, kuantum bilgisayarlar, robotik gibi görece bakir alanlara odaklanılır. Ancak araştırmaların ağırlık merkezi plazma fiziği ve nükleer füzyondur.
2016 yılında TAEK (Türkiye Atom Enerjisi Kurumu) tarafından Ankara Polatlı’ daki Acıkır mevkiinde ve Bursa Uludağ’daki eski volfram madeninde iki farklı nükleer araştırma merkezi kurulur. PNAM (Polatlı Nükleer Araştırma Merkezi) nötronik döteryum-trityum füzyonuna odaklanırken, UNAM (Uludağ Nükleer Araştırma Merkezi) anötronik füzyon alanında Ar-Ge faaliyetlerine başlar.
Aynı yıl Türkiye, Rusya ve Çin arasında “Asya Füzyon Geliştirme Anlaşması” (AFDA) kabul edilir. Başlangıç olarak AFDA sadece nötronik füzyon odaklı Ar-Ge faaliyetlerinde bulunacaktır. İlk etap olarak PNAM’ da deneysel bir tokamak reaktörü inşa edilmesine karar verilir. “ASYA” ismi verilen bu reaktör türünün de en büyüğü olacaktır.
2019 yılı başında PNAM’ daki reaktör devreye alınmış, kısa süreli de olsa güç üretmeye başlamıştır. Böylece Ankara’ dan gelen verilerin ışığında “döteryum-helyum3″ ve “proton-bor11″ (hidrojen-bor) tepkimelerini baz alan bir dizi deneysel füzyon reaktörü inşa edilir. UNAM’ daki anötronik füzyon araştırmaları artık hız kazanmaya başlamıştır.
Nihayet 12 Ocak 2020 günü nötronik füzyonda hedefe ulaşılır. AFDA, deneysel TOKAMAK reaktörü ASYA’ da kararlı halde (steady state) net güç üretmeyi başarmıştır. Akabinde EFDA’ nın da (European Fusion Development Agreement) deneysel tokamak reaktörü ITER’ de net güç ürettiğini duyurması, uluslararası füzyon yarışını resmen başlatır.
Öte yandan asıl devrimci alanda -anötronik füzyonda- kayda değer bir gelişme kısa vadede beklenmemektedir. TAEK’ in de baştan beridir kabul ettiği bu görüş enerji sektöründeki endişeleri yatıştırır. -Ne var ki çok yakın bir gelecekte, anötronik füzyon araştırmaları için milat sayılacak beklenmedik bir gelişme yaşanacaktır.
29 Mart 2022′ de UNAM, FRC (Field-Reversed Configuration) tipi deneysel füzyon reaktörü KTTR-4′ de (Kompakt Toroid Termonükleer Reaktör) kısa süreli güç üretmeyi başarır. 20 yıldan önce finale ulaşması beklenmeyen proje aniden ivme kazanmıştır.
Bu bilgi “gizli” olarak sınıflandırılır ve PNAM’ ın kontrolünün kademeli olarak orduya devredilmesine karar verilir. Tabiatıyla bu gelişme ağır ağır tırmanacak uluslararası bir krize de yol açar. Zira proje başta enerji sektörü ve dolayısıyla küresel ekonomi için ciddi bir tehdit haline gelmiştir.(1)
Geçen 9 ayda uluslararası gerilim hızla tırmanır. Projenin başarısından çok asıl endişe kaynağı Rus sermayesinin küresel enerji sektöründen yavaş yavaş çekilmekte olduğu gerçeğidir. 2023 yılı başında Rusya’ da enerji yatırımları artık neredeyse durma noktasına gelmiş buna karşın ilaç, silah ve ağır sanayi alanındaki yatırımlar hızlanmıştır.(2)
2023 Anadolu üzerindeki suların iyice bulandığı bir döneme de gebedir. Rusya ve Çin’in “enerji devrimine” çanak tuttuğu ayyuka çıkmış, UNAM’ da süren proje enerji sektörü için artık resmen bir tehdit halini almıştır. Batı yönünden gelen iştah kabartıcı teklifler (kayıtsız şartsız AB üyeliği ve dönem başkanlığı, uluslararası mega projelerde ortaklıklar…) iç gerilimi had safhaya çıkarır.
Nihayet 21 Ocak 2024′ de Çin Halk Cumhuriyeti “Kısıtlı Özelleştirme Kanununu” yürürlüğe koyarak Sinopec, CNPC ve CNOOC hisselerini dünyaya arz eder. Bu manevra sermaye piyasalarında kıyamet alameti olarak algılanır ve enerji hisseleri hızla düşüşe geçer. Küresel ekonomide yaşanan kriz artık küresel bir kaosa dönüşmektedir.
Bu safhada Türkiye batıyla ipleri koparır ve 17 Nisan 2024′ de Rusya, Çin ve Türkiye tarihe ‘Ankara Deklarasyonu’ olarak geçen ticari ve askeri işbirliği anlaşmalarını duyurur. Akabinde İran’ın OPEC’ den ayrılarak gruba katılması uluslararası krizi doruk noktasına çıkarır.
Bu anlaşmanın ardından Türkiye ABD, AB ve OPEC Devletleri tarafından resmen kitle imha silahları üretmekle suçlanır. Türkiye’nin NATO üyeliği feshedilir. Askeri üsler boşaltılır. Ambargo koyulur…
Buna karşı TAEK, AFR-1 adını koyduğu FRC (Field-Reversed Configuration) tipi 7. ve son prototip füzyon reaktöründe kararlı halde (steady state) güç üretmeyi başardığını duyurur. Hedef artık net güç üretmektir!
Bu dönemde Türk, Rus, Çin ve İran ortaklığı 3 şirketin kuruluş süreci başlar: UFC (United Fusion Corporation), UHC (United Hydrogen Corporation) ve Ankara Merkezli BAAC (Bank of Asia and Africa)
Diğer taraftan Ukrayna, Beyaz Rusya, Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan, Ermenistan, Kuzey Kore, Vietnam, Arjantin, Bolivya, Şili ve Küba’ nın gruba katılımıyla Doğu Bloğu artık yeni şeklini almıştır. Rusya ve Çin, müzakereleri süren “Ankara Paktının” imzalanması ve bloğun resmiyet kazanması için Türkiye üzerindeki baskılarını arttırır.
Ancak Türkiye, yeni çift kutuplu düzende İsviçre modeli bir tarafsızlığa oynamaktadır. Doğuda yer alacak ama kısmen sistemin dışında kalacaktır. Bu tutum sürtüşmeyi de beraberinde getirir.(3)
Batı tarafından kitle imha silahları üretmekle suçlanan Türkiye, zaman kazanmak için Birleşmiş Milletler raportörlüğüne başvurur. IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı) bir heyet kururak bölgede incelemelere başlar.
Sıradaki hamle, ilk anötronik füzyon reaktörü AFR-1′ de net güç üretmek ve enerji devrimini tetiklemektir. Hedef elektriksel güçte temiz, güvenli, ucuz ve sınırsız üretimi dünya çapına yaymak ve hidrojen çağını başlatmaktır!(4)(5)(6)
1.BÖLÜM: Enerji Devrimi ve Hidrojen Çağının Şafağı
Yayınlanmayacaktır.
2.BÖLÜM: Savaşın Kıvılcımı
Yayınlanmayacaktır.
3.BÖLÜM: Savaş
Yayınlanmayacaktır.
4.BÖLÜM: Son Umut
Yayınlanmayacaktır.
Dipnotlar:
(1) Anötronik füzyon reaktörleri devreye girdiğinde elektriksel güç üretiminde kullanılan mevcut tüm kaynaklar -ki buna güneş, rüzgar gibi alternatif enerji kaynakları da dahildir- ekonomik değerini tamamen yitirecektir.
(2) The Global Economist’ten bir makale bu endişeyi farklı bir bakış açısıyla dile getirir: “Son 7 yılda batılı sermayenin Rus enerji şirketlerindeki payını arttırması, küreselleşmeden çok küresel bölünmenin alameti olarak algılanmalıdır. Zira enerji sektöründeki Rus sermayesi büyük ölçüde Rus silah ve ağır sanayiine kaymaktadır.”
(3) İki sebepten dolayı bu strateji benimsenmiştir: Birincisi tek bir kütlenin yörüngesinde kalmaktansa kütleler arasında ivmelenme fırsatını kaybetmemek. -Ki zaten bu sayede ilerleme kaydedilebilmiştir. İkinci -ve daha önemlisi- olası 3. Dünya Savaşından en az zararla çıkmak.
(4) Anötronik füzyon radyoaktif olmayan, silah potansiyeli taşımayan, yakıtta ve atıkta tamamen zararsız bir nükleer güç kaynağıdır. Anötronik füzyon temiz ve güvenli nükleer enerjidir.
(5) Hidrojen ekonomisinin önündeki asıl engel hidrojenin mevcut şartlardaki üretim maliyetidir. Eğer elektriksel güçte temiz, güvenli, ucuz, ve sınırsız üretim kapasitesine sahip bir kaynak yaratılabilirse bu engel aşılır. Anötronik füzyon bu koşulu tam olarak sağlayabilen tek potansiyel güç kaynağıdır.
(6) Bor-hidrojen ( p+ + 11B → [3 4He + (8.7 MeV)] ) tepkimesini baz alan FRC ( Field-Reversed Configuration) tipi anötronik füzyon reaktörü AFR-1, radyoaktiviteye sebep olmayan, temiz ve güvenli termonükleer enerji sistemlerinin öncüsüdür. Plazmada açığa çıkan enerjiyi doğrudan elektriğe dönüştürerek ( p-11B tepkimesinin ürettiği yüksek enerjili alfa ( 4He) parçacıklarının bir siklotronu indüklemesi ve siklotron bobininde elektrik akımı oluşturması prensibiyle) termal dönüşümü bertaraf eden bu teknoloji, üretim kapasitesine oranla hiçbir enerji kaynağının rekabet edemeyeceği kadar ucuz bir kaynak sağlamaktadır.